Samstag, 18. April 2009

no border call -turkish

Gemide yer çok, baskıya yer yok ... 

Lesvos adası (Midilli Adası) Avrupaya gitmek isteyen, binlerce mülteci 
ve göçmen için ana giriş kapılarından biridir. Küçük, şişme botlara 
tıkıştırılan mülteciler, Türkiye'yle Yunanistan arasındaki deniz 
sınırını geçmeye çalışıyorlar. Fakat bunların bazıları asla 
başaramıyor. Geçen 20 yılda 1,100'den fazla göçmen ve mülteci bu yolla 
Ege Denizin'de hayatlarını kaybetiler. 
Yunan Sahil Güvenliği, Avupa'ya ve Yunanistan'a 'girişi engelleme' 
politikalarıyla, mülteci haklarını çiğneyip bunların hayatlarını 
tehlikeye sokmaktadır. Sahil Güvenliğin faaliyetleri aynı zamanda 
Frontex tarafından desteklenmektedir, Frontex'in ilk gemisi Temmuz 
2008'de Lesvos Adasında çalısmaya başlamıştır. Frontex görevlileri son 
zamanlarda Pagani'de (Lesvos), tutuklu bulunan mülteci ve göçmenlerle 
görüşmeler yapmaya ve bunları sorgulamaya başladılar. 
Pagani'de (Ada'nın başkenti Mitili'nin 5 kilometre dışında) Lesvos'a 
ulaşabilen mülteci ve göçmenlerin hemen getirildikleri bir mülteci 
kampı bulunmaktadır. Mülteci ve göçmenler haftalarca, aylarca burada 
kapalı tutulmaktadırlar. Burası insan haklarının ayaklar altına 
alındığı bir hapishanedir. Bina, gerekli altyapıya sahip olmadığından 
burası insanın yaşamasına uygun değildir. Ayrıca, mültecilere iletişim 
kurma şansı verilmemekte, mülteciler hakları hakkında 
bilgilendirilmemekte ve açık havaya çıkmalarına izin 
verilmemektedir. 
EURODAC bilgisayar sistemine kayıt edildikten sonra, mülteciler bir 
resmi belgeyle serbest bırakılmakta, bu belge mültecilerin sınır dışı 
edileceğini bildirmekte ve mültecileri ülkeyi bir ay içerisinde terk 
etmeye zorlamaktadır. Bunların bazıları iltica müracatında bulunarak 
devletin bürokratik işlemlerinin içine girmekte ve devlet şiddetine 
maruz kalmaktadırlar (Atina yabancılar dairesinde geçen aylarda iki 
ölüm vakıası görüldü) ve  müracatlarının sadece sadece % 0,6'sı kabul 
edilmektedir. 
Yunanistan'da kalmaya karar veren ve iş bulanlar çok sıkıntı 
yaşamakta, ağır çalışma saatlerinde çalıştırılmakta, insanlık dışı 
şartlara maruz bırakılmakta ve bunun karşılığında çok düşük ücret 
almaktadırlar. Bu koşullara maruz bırakılan insanlara, çalışma 
koşullarını düzeltebilmelerine yardımcı olacak örgütlenme hakkı 
tanınmamaktadır. Buna uygun bir örnek kısa süre önce yaşandı: Bir 
sendika yetkilisi asitle (Vitriol) öldürülmeye çalışıldı. 
Diğer Avrupa ülkelerine (genellikle İtalya üzerinden) devam etmeye 
çalışanlar, Patras gibi doğu Yunanistan limanlarında toplanıyorlar. 
Buradaki sahil güvenliğin baskıları da, seyehat esnasında kamyonlarda 
ölü bulunan cesetler gibi günlük olaylar arasındadır. Kaçış 
girişimlerinde basarılı olanlar, Dublin II sözleşmesine göre 
Yunanistan'a geri gönderilmektedir. 
Schengen Antlaşmasından Dublin Düzenlemesine, Avrupa Birliği Göçmenlik 
ve İltica Paktından utanç talimatlarına', Frontex'ten IOM'a, izolasyon 
kamplarından sınır dışı etmelere ve sınırlardaki savunma 
politikalarından, metropollerdeki baskılara kadar, Avrupa, göç ve 
mülteci olayını baskı ve sınır denetimiyle önlenmesi gereken bir 
problem olarak gördüğünü ispat etmektedir. 
Sınırlara ilişkin ortak deneyimleri biraraya getirmek, sorunları 
tartışmak ve eylemlerimizi koordine edip mücadele etmek için Avrupa 
sınır kontrol sistemlerinin açıkça göründüğü Lesvos'a' 25. - 31.8.2009 
tarihinde hepinizi davet ediyoruz. 
*       Yeni emperyalist politikalara ve zorunlu göçe karşı 
*       sınır rejimine, baskı ve kontrol pratiklerine karşı 
*       göçün kriminalize edilmesine karşı 
*       mülteci kamplarındaki şiddete ve göçmenlerin maruz kaldığı şiddete 
karşı 
*       göçmen emeğinin sömürülmesine karşı 

Sınırlara hayır! 
Hiç kimse yasa dışı değildir! 
Göçmen tutuklamalarına son! 
Eşit haklara evet! 
No Border Lesvos 2009